11 August, 2016

FUF❤️thank u friday❤️Teşekkür Cuma'sı #109


Selam sevgili dostlar❤️Sanırım yazmayalı neredeyse 3 hafta olmuş biricik FUF'u....Fark etmediğimden,yazmak 
istemememden değil asla...Kafamda bir tuhaflık gidip gelen,beni çok sıkan.Sevdiğim şeyleri yapsam da çoğu zaman bir sıkıntı var içimde,bir eksiklik beni arada boğan.İnsan halleri deyip geçiyorum ama sık sık tekrarlanması artık beni bayıyor.Kendimi dövüp durmaktan da daraldım ayrıca...Hep bende mi suç?

Hep şükrettiğim bu şahit olduğunuz anlarda sıkı sıkı tutunuyorum sahip olduklarıma,bu anlar dışında ise sanki incecik bir ipin ucunda sallanıyorum...

Herşeye rağmen,sağlığa,sevdiklerimin sağlığına,işime,kitabımı arkamda bıraktığımı fark edip bana getiren genç adama,denetimden başarı ile çıkmamıza ve bu esnada bize destek olan mağaza müdürüme çokkk müteşekkirim...

Bunların dışında;


Oksana'm ile iş sonrası kahve keyfine...Araya çok uzun zaman girse de,sanki hiç zaman girmemişçesine yapılan muhabbete...


Teyzoşumun aldığı bu buluze ve onun güzel cömert gönlüne...

Londra'dan ayrılırken,fazlalıklarını bize bırakan şeker insana...




Çok erken sabah saatlerine...



Bu röpörtajı sonunda okuyabilmiş olmama...


İş sonrası yaramaz saatlere...


Yanlış trene binip de,yolumu uzatınca( anons edene), çantamda suyun ve atıştırmalıkların her daim bulunmasına...


Canım kardeşimin gönderdiği bu karikatüre:)


Yürüyüşte karşıma çıkan güzelliklere...


"Hayat bir fotoğraf makinesi gibidir.Önemli olana odaklanın,güzel zamanları yakalayın,negatiften gelişin ve gelişmezse başka yakalayın" naçizane tercümem ile bu kadar oldu,siz beni anladınız;) Bunu bana gönderen Zeyneb'ime...( yine yeniden başlama,yakalama,değiştirebilme gücü diliyorum isteyen herkese)


Card Factory'de karşıma çıkanlara...Çok sevdiğim iki iş arkadaşım bırakıp beni gidiyor:( 


Bana mis gibi mojito'lar yapan adama...


Yanında hep mutlu hissettiğim çılgın kadınlara çokkkk müteşekkirim...

İyi geçsin haftasonunuz❤️

10 August, 2016

Okudum,bitirdim...

Tavsiye ederim...Amerika'dan çıkmış en büyük eserlerden biri olarak anlatılıyor.Filmini izleyip,sevmesem okuyasım gelirmiydi bilemiyorum.Filmin ışığını,kostümünü,şaşaasını zevkle izlemiş,Muhteşem Gatsby'i sevdiğim erkek karakterlerin içine koymuştum,biraz platonik aşk ile...


Kitap başlarda beni yordu açıkcası,sanki hiç İngilizce bilmiyormuşum gibi.Sonra alıştım hatta kimi cümle şiirsel bile geldi.


Gatsby ve Daisy'nin aşkı,daha çok Gatsby'nin yaşadıkları,Daisy'nin kuzeni Nick tarafından anlatılıyor.Nick de Gatsby'e komşu,belki de hayatında sahip olduğu tek dost...

Başlarda obsesif aşkından sebep Gatsby'e sinir olsam da,kitabı Daisy'e çok pis küfürler ederek bitirdim.Evet Gatsby belki mafya,illegal yönden onca parayı yapmış bir şapşal aşık ama Daisy.....'ın dik alası.(boşluğa uygun kelimeyi siz koyun,blogum Daisy yüzünden kapanmasın) Ne istediğini bilmeyen,paragöz hem onu hem bunu isteyen insandan hiç haz etmem roman olsa dahi.Ama öyle girdim ki içine,Daisy karşıma çıksa iki çakacağım!!! Kocası da bir ayrı şerefsiz zaten.İkisi birbirine müstehak!

Kitap bittiğinde Gatsby için ağlayabilirdim.Yazık,ne acı bir hayat!!! ...ok yoluna gitmiş hayat.Ne zavallı bir son.Onca kalabalık içinde ne koca bir yalnızlık.

Entrika,drama okumak isterseniz buyurun derim.

Kitabın ilk bölümünde çok beğendiğim bir cümle ile bitireyim kendi çapımda tercümem ile.Hepimizin kulağına küpe olsun... "Birini kritize etmek istediğinde bu dünyadaki tüm insanların seninle aynı avantajlara sahip olmadıklarını hatırla!!!"

Ne okusam heyecanı sizi de sarıyor mu? Gidip bir tane seçeyim,bakalım neyi çeker bu can bu kitaptan sonra...

Kitapsız kalmayın❤️


09 August, 2016

Arda'nın mutfağından limonlu kek

Mutlu öğleden sonraları olsun sevgili ÇS'lar...

Bu sabah çok sık düşündüğüm hayallerimden birisi ile kalktım yataktan,yine aç.Belki de rüya görmüştüm ve rüyamda hayal ettiğim yerdeydim,hatırlamıyorum.O açlıkla hemen bir kahve ve marmelatlı kızarmış ekmek hazırladım kendime.Sonrası ne zamandır giymediğim spor kıyafetlerimi üzerime geçirip esneme ve parka yürüyüş.40 dk.


Havanın temizliği,ferahlığı bir başka idi bu sabah.Sonbaharı müjdeleyen.Masmavi gökyüzü,şu an ise gayet gri.Londra'nın havası da hatun havası.İnsan nasıl davranacağını şaşırıyor.


Evde,yalnız olmaya ihtiyacım vardı ne zamandır.Evle ilgilenmeye,temizliğe.Beyazlarımı en yüksek derecede yıkadım,ne zamandır ihmal ettiğim Buddha'mın bile tozunu aldım.


İş bitince,öğlen uykusuna dalayım dedim ama yatar yatmaz içime kek yapma şevki geldi.Elimdeki malzemelerle,Arda'nınmutfağından  limonlu keki seçtim.Ben tereyağını erittim(oda sıcaklığında bekletme sabrım yoktu),biraz da vanilya ekledim.Vanilya,limonda cömert davranmış olsam da,limondan daha baskın oldu açıkcası.


Fırınım 40 dk'ya gelmeden,kekin üstünü pişirdi,içi pişmeyen kekin üzerini folyo ile kapladım ve yeniden fırına verdim.Açıkcası yine bir kek fiyaskosu ile karşı karşıyayım sandım,çok şükür bu sefer yanılmışım:)


Bu ölçüler benim için çok fazla oldu ve iyiki bölmeyi akıl edebilmişim çünkü bu kek çok güzel kabarıyor.Renkli olanı bizim ufaklık için süsledim,bizimkine sadece pudra şekeri serpesim geldi.


Yapılışı itibari ile biraz teferruatlı gibi,malzemeleri ayrı katıp,karıştırmaktan dolayı ama fazlası ile zahmete değer.


Arda'nın mutfağından denediğim ilk tarif,limonlu kek yazınca hemen çıkıyor.Daha önce Serap'cım tahinli ve bademli muffin yapmıştı,yemeğe doyamamıştım:) Sanırım bu ilk Arda tarifim olmayacak:)

Evde temizlik ve kek kokusu mutluluk sebebi,ihmal etmeyin sevdiğiniz şeyleri yapmayı,size sizden fayda var en çok...

Mutlu bir hafta ortası olsun,yumuşacık kek kıvamında❤️

07 August, 2016

Cumartesi gezmesi-Dungeness



Çok sevdiğimiz dostlarımız Kent'e taşındılar bir süre önce ve çokkkk mutlular.Zaten çok insanın hayalidir Londra dışına taşınmak,pahalılıktan dolayı...Bu şehirde ev alabilmek,benim gibiler için hayal listesinde bile değil artık...


Kent'te yaşayınca deniz kenarlarına yarım saat uzaktalar.Dungeness'den de zevkle bahsedip,ille de görmemiz gerektiğini söylüyorlardı.


Cumartesi günü havanın berraklığını fırsat bilip,attık kendimizi yollara.R'u alıp vardık deniz kıyısına.Oturmak,temiz havayı içimize çekip rüzgarlanmak için...


Deniz,çamur rengi ve buz gibi.Girebilirdim ama üşümeye bu seferlik cesaret edemedim...


Taşlık plajda yürümek zor ama yine de yürüdük biraz,bolca deniz kabuğu topladık.




Girmesem de denize,bu memleketin kıyılarını,rengini hep sevdim.O yüzden hiç şikayetim yok...


Bir dahaki sefere yanımda makinem ile gidip,daha çok foto çekeceğim.Asıl gitmek istediğim yere yürüyemedik,kimimizin kesik ayağı ve vakit izin vermedi.


Dönüşte de yanlış yola sapınca,bu güzellik ile karşılaştık.Bayıldım ben...


Hayatımda gördüğüm en rahat,kompleksiz,yaşsız kadınlardan biri Rose,iyiki var❤️❤️❤️ 

Hepimize ferah,mutlu,dost dolu bir hafta diliyorum❤️

03 August, 2016

Okudum,bitirdim...



Hem de nasıl tavsiye ederim❤️❤️❤️

Agatha'yı daha önce hiç okumamıştım,hep ertelemiştim.Geçen sene sonunda bir müşterim,sana hediye almak istiyorum deyince;utanmadım istedim:) Kendisi çok kitap okuyan bir tonton teyze ki,ben bana tavsiye edeceğiniz bir şeyi siz seçin demiştim:) ve hiç Agatha okumadığımı belirtmiştim.Ben de kendisine Orhan Pamuk'un Kafamda bir Tuhaflık'ını hediye etmiş,zevkle paketlemiştim.

Kitaplar hediye geldi ve BBC,3 bölümlük şahane bir dizi yayınladı.Agatha'nın 10 küçük zenci'si...ya da sonradan değiştirilen adı ile 10 küçük asker.Dizi,manzara,kıyafet,konu itibari ile beni içine hemencecik alıverdi.Diziyi izlemiş olmama rağmen kitabını aynı heyecanla okudum.Adaya gelen 10 yabancı,sırayla,her odada yazılan on küçük zenci(asker) şiirindeki gibi sıra ile ölmeye başlarlar.Ortak noktaları bir şekilde bir suça dahil olmalarıdır..Koskoca malikanede,herkes birbirinden şüphelenir.

Ölüm çığlığı....İlk başlarda 10 küçük zenci kadar beni hemen içine alamadı ama bıraktırmadı da.St Mary Mead'de pek sevilmeyen albayın cinayeti söz konusu.Böyle bir cinayet tabii ki küçücük kasabada büyük bir heyecan yaratır.Hele ki rahibin evinin cinayet yeri olması,daha önce rahibin albay hakkında bir yorum yapması ile rahip bile şüpheliler arasındadır(benim gibi okuyucular için).Bahçesini çok seven,bahçesinden insan doğasını gözlemlemeyi görev edinmiş yaşlı meraklı Miss Marple teyze olayı çözüverir...Sonlarına doğru daha bir dört elle sarıldım bu kitaba açıkcası.

Her ikisinde de A.C'nin kurgusuna hayran kalmamak elde değil.Ben katilleri bulamadım,herkesin katil olması gayet olabilirdi benim için.

Miss Marple'ın kitap sonunda şahane bir cümlesi var ki,kalbime yazdım:) -"gençler yaşlıların aptal olduğunu düşünürler,yaşlılar ise gençlerin aptal olduğunu bilirler!!!" Biraz haksızlık gibi gözükse de ilk başta,sanki biraz doğruluk payı da yok değil.

Daha önce kardeşim sayesinde Fare Kapanı'nı tiyatroda izlemiştim.Kesinlikle tavsiye ederim.

Şimdi gidip kendime yeni bir kitap seçeyim.Herkese keyifli hafta ortaları olsun❤️


02 August, 2016

Okudum,bitirdim❤️



Bu kitabı aldığım günü dün gibi hatırlıyorum.Kıştı,Istanbulda idim.Carrefur'a (nasıl yazıldığını hatırlamıyorum) gitmiştik ve her zamanki gibi Remzi'ye uğramıştık.Bu kitap en öndeydi ve o zamana kadar hiç duymamış,görmemiştim kendisini.Romanyalı arkadaşımı pek sevdiğim için (cidden sebep bu idi) aldım,yeni bir yazarla tanışırım diye sevindim hatta:)

Geçen gün bitirdim,su gibi aktı içindeki 3 hikaye,Adrien adlı bir çocuğun ağzından.3 hikayede de hayatındaki 3 adam.Bataklıkta bir gece'de dayısı Dimi ile tanışıyoruz,Kodin'de ise mahallenin kabadayısı Kodin ile arkadaşlığı,Kodin'in anne-babası tarafından hor görülmesi,aşağılanması,sevgilisi tarafından aldatılması yer alıyor.Kodin'in hayatındaki en saf ve güzel şey Adrien ile kan kardeşlik ilişkisi.

Son hikaye de Kir Nikola.Adrien'in patronu,Arnavut Kir Nikola.Gözümde pek sempatik,ton ton,çok dolu bir yufkacı canlandı okurken.Adrien ile,muhabbetleri fazlasıyla okumaya değer.

Bu hikayeden en sevdiğim satırlar ise;
"ister Yunanlı,ister Türk,ister Tatar olalım,zavallı insancıklarız hepimiz.ulus lafı,iki çeşit insanın hinoğlu hinlerle salakların benimsediği boş bir sıfattır.ve ne yazık ki,ulusçuluğa inananlar arasında,pek az sayıda içten kişi de vardır,sınırlar da onların yüzü suyu hürmetine ayakta durmaktadır zaten.yoksa şimdiye dek çoktan ayvayı yerdi bu ulus lafı"

Kesinlikle tavsiye ediyorum,İstrati ile tanışmayan kalmasın isterim.

Hepimize nice okumalı günler dilerim❤️

26 July, 2016

Hindistan Cevizli ve misket limonlu kek

Ne zamandır denemek istediğim bir tarifi fırından taze çıkarmanın mutluluğu içindeyim :)

Bugünlerdeki haleti ruhiyem öyle gıcık ki,kendime tahammülü zor buluyorum.Böyle olunca,çevreme de bu duygularla yansıyorum,onları da kendim kadar gıcık buluyorum açıkcası.Velhasıl,bu durumlarda en iyi gelecek şey okumak ve kek yapmak.Kekim fırından gayet iyi çıktığına göre belki o kadar fena bir durumda değilim:) Genelde ruhumun keklere yansıdığını düşünürüm,ben çökük olunca kek de çöküyor çünkü,bir kaç tecrübemden bunu anladım;)


Bu kadar az malzeme ile yapılabilecek en güzel keklerden biri.Hem de unsuz...Hem de Hindistan cevizinden sebep sanki biraz egzotik.Mis gibi mavi sulara dalıp,tropikal iklimin keyfini süremeyeceğime göre,kendimi ancak bu şekil mutlu edebilirim değil mi?


Tarif;Tanya Burr...Pek meşhur vloggerlardanmış,3.5 izleyeni varmış,30 Haziran'da kitabı çıkmış.Ben bu tarifi,Sunday Times Yemek dergisi-The Dish'e verdiği mini röpörtajdan edinmişim...Gencecik,şeker bir hatun kişisi ki becerikliliği sadece kek yapmaktan da ibaret değil..


Geçelim tarifine...

malzemeler:
-150g tuzsuz tereyağı
-150g şeker
-150 g toz badem(ground almond)
-4 yumurta
-100 g Hindistan cevizi
-1 misket limonun suyu ve kabuğunun rendesi


yapılışı:
-Fırını 180 derecede (fansız ise 200) önceden ısıtmaya başlayın.
-21 cm'lik bir kek kalıbını yağlayıp,fırın kağıdı yayın.
-şeker ve yağı iyice çırpın.Yumurtayı,bademi,Hindistan cevizini ve misket limonun kabuğu ve suyunu katın.
-kalıba döküp,35-40 dk pişirin.Piştikten sonra soğumaya bırakın...


İsterseniz bu şekilde de sunabilirsiniz...Süsleyeyim,iyice tatlandırayım derseniz de;

-200 g pudra şekeri
-1 misket limonun suyu ve kabuğunun rendesi
-üzeri için Hindistan cevizi rendesi


Pudra şekeri ve limon kabuğu ve suyunu karıştırın.Bu ölçü yetmiyor,çok katı oluyor o yüzden istediğiniz akıcı kıvama gelene dek su ekleyin diyor Tanya.Ben yavaş yavaş sanırım 4 tatlı kaşığı kadar ekledim ve biraz soğumuş kekimin üstüne döktüm.(siz daha sabırlı olun lütfen)


İşte böyle,mini kekimiz servise hazır.Değişik kekleri denemeyi seviyorsanız beğeniceğinize eminim.


Yerken ağızda dağılan kokusu ile bana biraz revaniyi çağrıştırdı sanki.Çok hafif,pek tatlı.


Hepimize güzel bir hafta ortası,huzur,mutluluk diliyorum...