22 July, 2015

Kedili-köpekli



Günaydın,mis bir Londra sabahından bildiriyorum,sabah kahvemi içerken,yürüyüş öncesi.Uzun oturarak yazıyorum,nadir yaptığım keyiflerden birisi.Hazır kitabımı diğer odadan almaya üşenmişken,ne zamandır niyetli olduğum bu yazıyı yazayım artık dedim.Evet,nerdeyse iki senedir-Fred Kasım'da iki olucak- niyetliyim,kuzenim Sibel,kedi ve köpek nasıl bir arada yaşıyor diye sorduğundan beri.

O zaman en baştan başlıyorum :)


Ben küçükken Emirgan'da,halamın kuzeninin apartmanlarının önünde,koca köpekleri atladı üstüme,tamamen oyun oynadığını sanaraktan,ben panik,çok korkmuştum dün gibi hatırlarım.Halam,hemen önüme geçti,sözde beni koruyup saklamak için,sürekli bana sakin olmamı söyleyerek,Kahramanım halam,beni kurtarmıştı o korkudan.Zaten Filiz hiçbirşeyden korkmaz,Arzu huyludur;) Onlara baktıkça Selda ve beni görüyorum,kaderlerimiz bile benzer.


O günden sonra hayvanlara korkunu belli etmemeyi,etraflarında sakin olmayı öğrendim.Babamın sokak köpeklerine olan davranışı,şantiyelerine alıp götürüp sahiplenmesi bana hep örnek oldu.


Sonra buraya geldim,kendi hayatımı kurdum,öyle günler oldu ki,hiç geçmiycek sandım, o günlerde Adonis'i aldık,dün gibi hatırlarım o günü,markete gitmiştik,ben uzundur kızıl bir kedi  hayali ile yaşıyordum,eve kutu içinde mızmızlayan Adonis ile geldik.Adonis bana uğur getirdi,arkasından da 3 evsiz,sahipsiz bırakılan kedi.Hayır diyemedik,buyur ettik,iyi ki.

Lily ve Elvis diğerlerine ömür,hiç beklemediğimiz zaman,en sağlıklı kedilerimiz diye düşünürken bıraktılar bizi.Ailem,Elvis'in Fred'den dolayı iç hastalığa yakalandığını söylüyor,bence veterinerin beceriksizliği.


Ben yürüyüşe çıkmaya başladığımda bu memlekette,Periler Ormanımda,Jackie diye bir kadınla tanıştım,o zaman farkına vardım Çin Aslan'ı da denilen Shih Tzu cinsi köpeklerin.Kendisinin iki tane vardı,ve aşık olmuştuk birbirimize,her sabah yürüyüşüme ayrı bir renk oldular.Ben hep Husky istemiştim,evin küçüklüğü,kedilerin olması ShihTzu'ları çok ideal kıldı.Kedi olduğu için,barınaktan sahiplenemezdik,burda çok katı kurallar var sahiplenme konusunda.


Aradan yıllar geçti,ha olur ha olmaz,40'ları bekleyelim,emekli olalım derken daha bekleyemeden,aslında bizim için seçilmiş zamanda Fred'i aldık.Kızkardeşi ve kendisi arasında kaldık  ve Fred öyle bir baktı ki,o bizimdi,biz O'nun.Siz ne kadar seçiyoruz deseniz de,bence hayvanlar bizi seçiyor:)


Kedilerin Fred'e alışması hiç kolay olmadı,tıslaya tıslaya bir hal oldular,mama paylaşmalar,Fred'in onları tuvalette rahatsız edip kakalarını yemeğe çalışması.İlk günler büyük bir karın ağrısı idi hepimiz için,ben sabretmeyi öğrendim.Tuvalet alışkanlığı,her yerin çişlenip sürekli yıkamak zorunda olmak zordu.Sonra alıştım,öğrendim,çünkü sevgi o sinirli zamanları yok etti.Şimdilerde Fred'siz,köpeksiz nasıl yaşadım bunca zaman diyorum.

Eskiden köpeklerine,kedilerine aşırı bağlı insanlar bana çok normal gelmezdi,Di,Chanelle'i nasıl böyle çok sevebilirdi,dünyada yardım edicek çok insan varken,hayvanlara aşırı düşkün olmak ne demekti? Anladım ki,aşk demekti,hayvan sahipleri için kıllı-tüylü bebeler evlattı,ve insan hem hayvanlara bakıp,hem kendi çapında insanlar için de birşeyler yapabiliyordu.

Evet,evim Fred geldiğinden beri öyle çok temiz değil,koltuğum kokmaya başladı sanki,bazen gereksiz havlayıp beni sinirlendiriyor,her köpekle sosyalleşmeyi istemiyor,çocukları ve topları çok seviyor,eve gelen tamircilere tahammülü yok,hemen havlıyor,korumaya geçiyor,patileri peynirli cips gibi kokuyor:)

Yine de oğluşlarımın varlığını hiçbirşeye değişmem,hayvanlardan öğreneceğimiz çok şey var,fark ettirdikleri çok şey var,çok şükür onları yaratana.

Kimse patisiz kalmasın,dilerim sahiplenmeseniz bile sokaktakilere iyi bakarsınız,çocuklarınıza onları sevmeyi öğretirsiniz.Hayat,hayvanlarla çok daha güzel ;) ve dilerim kimse geçici bir hevesle sahiplenmesin hayvanları,onları kendi evlerinde sizden biri gibi kabul edip buyur edebilicekseniz ALIN,sahiplenin,getirin evinize,yuva yapın evinizi.Bence zaten çocuk ve hayvan sahibi olmak için belirli testlerden geçmeliyiz,herkes herşeye sahip olmamalı  kıymet vermeyi bilmiyorsa.

Mutlu bir hafta ortası diliyorum:) 

Hayatlarımızın bir pamuk ipliğine bağlı olduğu şu dünyada,her anın kıymetini bilip,yitirilen canlar için de yaşayalım.  

19 July, 2015

Okudum,bitirdim,O'nu herkes sevsin isterim



Iyi pazarlar olsun,balkonumsu mutluluk köşemden bildiriyorum,açık camlardan rüzgar içeri girerken,pijamamı hala çıkarmamışken.Kendime bir kahve yapamayacak kadar tembel,bir o kadar blog aşığı ve enerjiğim:)

Sabahattin Ali'yi pek sevdiğimi söylemişimdir,bu okuduğum 3.kitabı.Kürk Mantolu Madonna ve Kuyucaklı Yusuf kadar kalbimi fet etmese de,yazı dilini,mini mini diyişini,her karakterin yine çok gerçek gibi olup beni sinir etmesini sevdim.Ne zaman S.Ali okusam,sevdiğim bir Türk filmini izlemişim gibi hissediyorum:) Belki o yüzdendir herkesin kendisini okumasını istemem.

Altını çizdiğim cümlelere gelince:

-günün birinde ya çıldıracağız,ya Dünya'ya hakim olacağız.Şimdilik bir rakı parası bulmaya çalışalım ve parlak istikbalimizin şerefine birkaç kadeh içelim.

-hayatın bir değişmeler silsilesi ve her değişmenin bir tekamül olduğunu anlamayanlar yobaz kafalı insanlardır.

-yüksek insan dışına değil,içine kıymet verendir.

-ben şuna inanıyorum ki,üç buçuk günlük ömrümüzü kendimize zehir etmemek için ne mazideki hayatımıza ve kaçırdığımız fırsatlara ne de istikbalin olmayacak hülyAlarına kulak asmayarak bugünümüze hapsolup yaşamalıyız.Her  hadisenin insanı eğlendirecek bir tarafı vardır.

-birbirimize rastlamadan evvelki hayatımız sahiden birbirimizi aramaktan başka birşey değilmiş.Ne aradığımızı bilmeden aramak...Şimdi içim rahat,aradığını bulan ve başka bir şey istemeyen biri gibi sükunet içindeyim...

Güzel geçsin haftamız,su gibi❤️


18 July, 2015

Bayram gezmesi,Eyüp ve Pierre Loti

Istanbul'dan geldiğimden beri bu fotoğrafları sizlerle paylaşmak istedim,sonra çok bahsi geçen yerler artık önemli değil zamanı geçti deyip bıraktım.

Fotoları bilgisayara yükledikten sonra çoğunu telefondan silerken,bunları silemedim size göstermeden.Eee bayram da gelince,paylaşmadan olmazdı;)


Güzel bir Mayıs gününde,annem-babam ve ben Üsküdar'dan atladık motora,geze geze,dura dura vardık Eyüp'e.


Eyüp ve Pierre Loti ailecek bizim için çok önemli bir yer,her bayram illaki gittiğimiz istikamet.


Her gittiğimizde ziyaret ettiğimiz bir mezar vardı,biz çocuklar olarak kime ait olduğunu hiç anlamadık,biraz daha aklımız erince babamın annesinin mezarı olduğunu öğrendik.


Suzi,hep benim babaannemdi,o zamanlar en yakın arkadaşım.Büyüdükçe ailem (ailem kitap olabilir) konusunda ne öğrendiysem ondan öğrendim,ben O'nu dinlemeyi çok severdim,çünkü bana anlamazmışım muamelesi yapmazdı.Hatta çocukken annemin köyünde birisi Suzi'nin benim babaannem olmadığını söylediğinde çok üzülmüştüm,inanmamıştım.Arada büyük aşk oldukça,herşeyin gayet de gerçek olduğunu söyleyebilecek tecrübeye henüz ulaşmamıştım.


Babamın çocukluğu,fazla fakirlikle Eyüp'te geçmiş.O yüzden oraya ayrı bağlı,her köşesini incelemeye,hep birşeyler anlatmaya doyamadı en son gittiğimizde.




Eyüp merkezden,Pierre Lotiye kadar yürüdük o gün,artık hiç de pis kokmayan çay bahçesinde kahve-çay-simit molası verdik,incik cincik aldık.Artık orası daha bir turistik,daha bir öğrencilik olmuş.



Ahh güzel Istanbul...Insan sana babam kadar aşık olunca kahrını çekiyor ancak.Babam çok aşık bu şehre,başka bir yeri asla düşünmüyor.Ben de bir zamanlar çok aşıktım demek istiyorum,şimdilerde kendisi ara ara özleyip,özlem gidermek için tutuştuğum,asla unutmayacağım eski sevgilim.




Karşıma böyle güzel cümleler çıkmasını çok seviyorum.


Burası da eski karakolmuş,babam kaybolunca buraya getirmişler:) Polisler şeker almış,çok ağlamış o gün annesi gelene kadar.Canım babam,onca sıkıntıya nasıl böyle pozitif bir adam oldu bilemiyorum:) Aynı ben;)


Eminim bir daha gideceğiz,hep gideceğiz Eyüp'e,Pierre Loti'ye,ailemizin yerleri orası.

Istanbul'u özlemişken iyi geldi bu yazı,blog yazmak sigara krizini gideriyor,bilgisayar yüzünden gerilen sinirlere iyi geliyor benden söylemesi.

Not:Blogun şablonu tamamen kaza ile değişti ben anlamadan(nasıl becerdim,bilemiyorum,kayıt etmemiştim ki) sonra rengini ben kırmızılaştırdım biraz.Yeni yüz için zamanı geldi,bildiğiniz birileri varsa,tavsiye edin lütfen,10.yıl için bir "face lift" şart kızıma,şöyle şık,sade ve çilekli;) 

Keyfini çıkarın Bayram'ın,benim için de❤️

17 July, 2015

Fuf❤️ fank u friday❤️ teşekkür Cuma'sı

Selam FUF'u bekleyenler,ÇS severler.Bayramınız mübarek olsun,hergün bayram sevinci,bereketi ve coşkusu ile geçsin dilerim.

Düşünüyorum da,kıymet bilmek için eksiklik hissetmeye hacet yok,yanımızdayken,fırsatımız varken kıymet verip,bunu göstermekten çekinmemeliyiz.Hayat kısa,içte kalmamalı iyi hisler.Sevmek,sevgiyi göstermek,tatlı dil en güzel meziyet.

Ben bu hafta zor başlayıp,iyi bitmiş iş günlerine,-hoş daha yarın var ama Cuma geldiyse,bitmiştir hafta:)-


Nandos'un hep bir başka sevdiğim zeytinlerine,


Sırt çantalarına,-17 yaşında hissediyorum,sanki liseliyim;)-

Elbisemi eteğe çeviren mahalle terzime,kitap alan kardeşime,



Yağmur'un ardından kalan güzelliklere(sahi hala yürümeyen var mı?)



Bu şeker oğlanla geçen Çarşamba gününe-ne çabuk büyüyor bu bebeler-


Duygularıma tercüman bu satırlara,

Taht Oyunları'na,yazanına,yönetenine,oynayanına...Gözüm gönlüm bir hoş,nasıl daha önce izlemeye başlamadım ki ben.5 sezon da bitti,boşluktayım resmen.Bir daha Dünya'ya gelirsem Ejderha Anası olarak gelesim var,Khaleesi,yaktı beni o elbiseleriyle,zaten saçımı gümüş ya da cart sarıya boyatasım var,iyice coştu bu istek içimde:)

Sevgiyle kalın,iyi haftasonları❤️❤️❤️




12 July, 2015

Okudum,bitirdim tavsiye ederim



Olanı Sevmek!!!

Bu kitabı bana Linzy almış,2008'de.30. yaşımın ilk başladığım kitabıymış ve de ilk yarım bıraktığım.

Aradan 7 yıl geçmiş,beni çağırmış ve en baştan yeniden başlamışım...Iyiki de başlamış,zevkle okumuş bitirmişim.

Kişisel gelişim kitapları içinde gayet farklı bu benim gözümde.Bu daha çok olanı kabul etmeyi,sevmeyi anlatıyor.Kısaca bakış açınızı değiştirin,olanı anlayın,aslında olan o kadar da kötü değil diyor.Bunu da 4 soru ile başarıyor.

-bu doğru mu?
-bunun doğruluğundan kesinlikle emin misin?
-bunu düşündüğünde nasıl tepki veriyorsun?
-bu düşünce olmasa sen kim olurdun?

Takipçilerinin Katie dediği bu güzel kadın,depresyonda imiş ve kendi çapında "Çalışma" diye bir yöntem keşfetmiş,bu yöntemi kendi gibi insanlarla paylaşmak istemiş.

Kısaca bence Katie,-meli ya da -malı eklerini çıkartmayı öneriyor hayatımızdan! Olmalı dediğimiz şeylerin,bizim düşüncemizden kaynaklanıp düşünce Gücü'nün bir nevi kalbimizi,kendimizi terörize etmemizi sağladığını anlatıyor!
Mesela annem evi toplamalısın vs dediğinde kendi girdiği stresi ve bana yansıttığı negatifliği hatırlıyorum! Ben çocuktum daha ben anlamıyordum temizlik hayatımızın merkezi.Kendi rahatsız oluyorsa,onun kendi halletmesi gereken birşeydir temizliğin yapılıp yapılmaması gibi bir örnek verebilirim kendimden!

Bir de "tersine çevirme" diye bir yaklaşımı var ki şöyle.Annem, Sibel evi temizlemeli cümlesini tersine çevirdiğinde,Ben evi temizlemeliyim'e dönüyor! Gibi...

Velhasıl,şimdilerde kızdığımda daha geniş açı ile bakıp ilk soruyu soruyorum kendime.Biraz daha derin bakmaya,görmeye çalışıyorum,olmalı dememeye çalışıyorum çünkü gerçekten herşeyin bir sebebi,herkesin kendince haklı olduğu bir gerçeklik var.Değiştirebileceklerim için sonuna kadar uğraşıp,değiştiremediklerim için Mutlak Güce inanıyorum.Hepimiz kendimizden sorumluyuz,"yapmalısın-etmelisin" demek kimin haddine diye düşünmüyor değilim.

Kısaca benim bu kitapla hissettiklerim bunlar,iyiki okudum.

Hepimize sakin,huzurlu bir hafta diliyorum,olanı kabul edip,sevdiğimiz.Sağlık oldukça,hiçbirşey beynimizin naklettiği kadar kötü değil aslında,yürekle yaşamak gerek mutlu olmak için;)






10 July, 2015

FUF ❤️teşekkür Cuma'sı❤️

Işten bugün bıkkın gelmiş ben,Fred'i yürüyüşe çıkaracak kadar taakati olmayan ben,Ayyy nasıl yazarım FUF'u diye düşünürken fotoğrafları yüklemeye başlayınca,yine sevdiğim halime dönüş yaşıyorum resmen,bu FUF beni çok mutlu ediyor,müteşekkirim sebep olana ve müteşekkir olduğum anları hep daimi kılana.Kötü gün geçiyor,---'tan insanlar iş bitince sizden çıkıyor,orda kalıyor,en önemlisi bizim kendimizle kaldığımızda hissettiklerimiz.Hayat güzel,insanlar hayatı tipsiz belki çekilmez kılan çoğu zaman! Benim menejer olmamam çok büyük bir lutüf kimine,müteşekkir olsalar keşke ;)

Dert yanmak bir yana dostlar,işte mutluluk anları,an'da kalmak ve müteşekkir olmak en güzeli,gerisi harbi bomboş!


Magnum'um espressolusuna,


Gökkuşağı'na,artık hangi köşeden çıkacağını biliyorum;)


Kardeşimin aldığı incik cinciğe;)


Görmüş,beni hatırlamış almadan edememiş canım arkadaşıma:)



Bu şehrin binalarının güzelliğine,



Metro grevinde,otobüsten inip,yürüten manevi-fiziki güce,çokkkk müteşekkirim.

Hepinize mutlu bir haftasonu diliyorum :)

08 July, 2015

Ev,çiçekçiye dönünce:)

Bugün hafta ortası  temizliği,derleyip toplaması yapıldı geleneksel olarak.Hepimizin bir rutini vardır eminim,ben mesela erken kalkıp,dışarı işlerini halledip işe girmeyi seviyorum.Bu işe girmek tabii annemin temizliği olarak algılanmasın! Ortalık toplama,ortadan silme,süpürme,toz alma,bazı sevdiklerimin yerini değiştirmekten ibaret sadece benim ev işlerim.Önce çamaşır asma,sonra toz alıp süpürüp silme yapılır benim sıramda:) işten işe atlanır,arada kahve,IG keyfi.Mesela bugün ilk iş ütü yapıcaktım,siestamı yaparken fark ettim,ütüleri unutmuşum:( akşam ütüsü olacaklar artık:)


Her hafta çiçek almaya çalışıyorum bütçem elverdiğince,mümkün olmayınca yürüyüşte topluyorum bir kaç adet.Çünkü  vazo(ya da şişe,bardak,fincan,kavanoz) çiçeği olmayınca ev bana çok eksik geliyor nedense,illa orta masada gözüme ilişşin istiyorum.


Bu karanfilleri sanırım iki hafta önce almıştım,bugün kurumuş bir kaç çiçeğini atıp,kardeşimin aldığı sütlüğe koyup,mutfak masasında bıraktım.Buket büyük olmasa bile,bölüp tuvalete,banyoya ve mutfağa da koymaya çalışıyorum çoğunlukla.

Karanfili,ucuz,dayanıklı ve çok zarif buluyorum ben.


Bu rengi ile ilk kez karşılaştım.

Hoş,çiçeklere gelince illa şeçebileceğim bir renk yok,hani bakıp da kalbimi hoplatınca alıyorum.Gerçi böyle söylesem de,şakayıkta hep en tercihim pembe nedense:) Gülde de sarı:) 


Bu kasımpatımsı krizantemler Rizy'den.Bu sabah kahve için buluştuk,bunları sana aldım dedi,en sevdiğim çiçekler,kokla bak çok güzel kokuyorlar dedi :) Kokladım,tipini sevdiklerimin kokusu hiç de güzel değil bence.İnsanın en sevdiği çiçeği,sevdiğine alması çok zarif bir davranış:) Sarıyı çok seviyorum diyor Riz,tam yazlık,mutluluk veren bir renk.Bence Rizy,sen çok pozitif,şık ve yaşşız bir kadınsın,ben ne şanslıyım:)


Tuvalet aranjmanı:) Suyu değişen,vazosu değişen karanfiller en az bir hafta daha dayanıcak:)


Artık deniz atına bakınca hatırlayacağım bir adam var.Kolunda deniz atı dövmesi olup,çok sevdiği dostuna deniz atı kolyesi almış yakışıklı adam.Eşine hediye alırken ilişmiş gözüne,deniz atlarını inanılmaz şahane bulduğundan dostunu hatırlatmış kendine ve almış.Allan da kompleksiz,rahat bir şekilde geçirdi boynuna,çok duygulandı konuşmasına.Ahh insanlar,nasıl konuyoruz birbirimize,km'ler yalan oluyor cidden,biri SF'da artık,biri belki yarın Brezilya'da,ama kalpler hep çok açık :) SF'de gidebileceğimiz bir evimiz de var,ne mutlu bize:)


Krizantimlerin geri kalanı da dursun gözümün önünde;)


Evde biblo görevi Dylan'ın,her yer onun,nereye yerleşşe çok yakışıyor oraya:)


Evet,Cumadan beri şakayıklar tamamen açık,pembe pamuk şekeri halinde kırmızı dolabın üstünü süslüyorlar:) Bu fotoyu kız kardeşlerime de gönderdim,sanırım şakayık artık bir S3 çiçeği:)


Evet,kendilerini sarılıp,öpüp,koklayıp nazlattığımın kanıtıdır bu foto.Çok seviyorum:)

Çiçeksiz kalmayın,siz kendiniz bir çiçeksiniz unutmayın,unutturmayın:) Mutlu kalın;) insan kendi harikalar diyarını yaratıyor,aklımıza,kalbimize yazalım;)