02 June, 2015

Parkta piknik(imsi)

Geçen Çarşamba havanın pasparlak,hafif rüzgârlı olduğu gün,ne zamandır gitmediğimiz St.James parka atalım dedik kendimizi.Orası bir başka özel bizim için,kardeşimden dolayı.Şehrin tam merkezinde olup da turistik geziden yorulduğumuzda kendimizi çimlere atıp yayıldığımız,bu şehrin güzelliklerine çok şükrettiğimiz yerlerden birisi.


Piknik yapalım deyince hiçbirşey hazırlamıyoruz evden çoğu zaman,özellikle şehir merkezi ise,taşımak zor olduğundan.


Sırt çantama sadece battaniyeyi koyup,çıkıyoruz.Bu sefer pikniklik yemeklerimizi Whole Foods'dan alalım dedik,öğlen saati ofis çalışanları ile dolu.Aynı zamanda organik süpermarket olduğundan talep büyük.Alt katında pizza,burito,kahve,taze meyve-sebze suları,sıcak yemek ve salata barı var.


Sebzeli burito çok karmançorman oldu,içinde bir dolu mercimek,pilav,avacado sosu,fasulye cinsi vardı,tatsız tuzsuzdu,yiyemedik.Ben birde sıcak yemek kısmından fırında sebze,tofu karışımı birşeyler seçtim.Ne gözüm ne midem bayram etti.Halbuki ne şevkle gitmiştim.İyi bir para ödeyip de,tatmin olamamak hoş değil.Bir de düşündürüyor insanı,zincir olunca ruhsuzlaşıyor mu böyle yerler? Sadece market olarak kalsa daha mı iyi?Hoş ben elimle toplamadıkça,annemin bahçesi olmadıkça organikliğinden ya da çevre sorumluluklarından şüphe ediyorum.O yüzden aman da organik yiyeyim gibi zengin bir bütçem,şımarmış bir damak tadım yok.


Velhasıl aldıklarım içinde beni en memnun eden çikolatalı browni ve sade kahvemdi.Browni,çikolatalı baklava gibi yaramaz şeyler hemen kasaya giderken açık raflarda satılıyor ki,üstleri açık.Şikayet etsem de buna rağmen alıyorum,eminim bir dolu insan benim gibi düşünüyor ama işte göz açıklığı,nefs eğitimsizliği başka birşey değil,kendi adıma! Bir dolu insanın kasaya geçerken sıra esnasında aldıkları nefeslerle daha lezzetli oluyor sanırım browni!


Oturduğumuz yer Park'ın daha çok yola yakın kısmında(açlık ve tembellik gene),kalabalık.Bu güzel günde herkes hemfikir,parkta alalım molamızı.Okul tatiline de geldiğinden bir dolu öğrenci,çoluk çocuk.Ofis çalışanları takım elbiseleri ile yayılıyor.

Arkamıza iki erkekle oturmuş genç kız,ayy böcek,Ayyy köpek diye sızlanıyor! Neden geldin yavrum parka o zaman? Kızların bu aşırı tepkileri acaba fazla ilgi istemekten mi? Bazen erkeklere harbi üzülüyorum ben,bu kadınların çekilmez triplerinden!!!




Park papatyalarla dolmuş,ben daha yakın foto almak için kısa çitten atladım,bir baktım çıkınca iki güzel ufaklık,onlar da gecmek istiyorlar.Anne olmayan anne kılıklı ben( bu arada anne uzaktan izliyor sanırım) hayır çok tehlikeli olur deyip,eğilip onlara da çiçek koparıyorum,yetmiyor kendiminkini de veriyorum.Halbuki o kardeşim içindi,olsun gelince kendi toplar biraz.Bu arada çocukların annesi de gelip bana teşekkür ediyor:) Ayyyy çocuk! Deseydim ya o genç bayan gibi,ayıp olmazmıydı?


Velhasıl parklara yayılmak çok keyifli,ferahlatıcı,dinlendirici.İnsan izlemeyi seviyorum;) 


Zaten yanımda hayatımın aşkı varken keyif almamak imkansız.

Bir daha whole Foods'dan pikniklik almam.Hazır pikniğe konucaksam beni hiç hayal kırıklığına uğratmayan tek yer Pret a Manger.Bazen öğlen yemeklerim içinde alıyorum,ne yiyip içtiysem hep mutlu doydum ve yaptıklarında tarih yok,saatli yapılıp hemen o gün satıldı satıldı.Aynı benim eski iş yerimde ya da evde yaptıklarım tadında.

Hoşgeldin piknik zamanı( diyesim gelse de insanların dengesizlikleri de havalara yansımış arttık),hoşgeldin Haziran.Bir yaş daha almaya hazırmıyım ben?

31 May, 2015

Mutfak Tanrıça'sının Yemekleri


Hani hep bahsi geçen teyzelerimden birisi var ya,ailenin kadınları içinde en yeni tarifleri denemeye en meraklı olan,mutfağı,mutfak tezgahı ve masası hiç boş kalmayan,işte O'nun tarifleri bunlar.


Bir sabah kahvaltı ve yağmur sonrası yol kenarında bu otlarla karşılaştık.Aslında ilk kez ben ve Defne karşılaşıyoruz çünkü eskiler tanıyor.Annem,bak bu zimlanga diyor,yemeği yapılır bunun.Nasıl yani derken hepimiz,ananem başta olmak üzere birer demet topluyoruz çünkü ot meraklısı ben illa ki denemeliyim! 


Otların daha çok üst kesimlerinden toplamalıymışız çünkü daha taze oluyormuş.


Yapılışı ise çok basitmiş,zimlangaların telleri ayıklanıp,suları sıkılırmış,kavrulan yağ ve soğana eklenip biraz daha kavrulup,tuz karabiber ve kırmızı biber eklenirmiş.Hemen herşeye yoğurt katmayı seven ben,yoğurtla ve taze ekmekle büyük bir zevkle yedim.


Buğday aşı çorbası.Teyzem sanki beni duymuş gibi yapmış bu çorbayı.Aylardır dolapta duran buğdaylarımla ille de bu çorbayı yapayım diyordum,ilk kez Bingöl'de başka bir teyzemde denemiş ve hep çok sevmiştim.Bizde mısır çorbası yapılır,ona benzettiğimden sevmişliğim,yaz günleri soğuk da içildiğinden,içine katılan yoğurttan dolayı bunlara olan büyük sevdam.

Velhasıl,teyzem sayesinde bu çorbaya olan özlemimi de gidermiş oldum.

Yapılışı ise:Akşamdan suya koyulan buğdaylar sabah haşlanır.Bir kase yoğurt,yumurta,iki çorba kaşığı un iyice çırpılır.Haşlanmış buğdaylar soğuduktan sonra çırpılan malzemenin içine katılır,katı olduysa biraz daha su eklenebilir.Buğdaylar ılık olmalı yoksa yoğurt kesermiş.Annemin dediği gibi aslında bir nevi yoğurt çorbasının buğdaylısı bu:)


Gelelim Isırgan otu yemeğine.Bunca yıldır hep duyduğum ama hiç denemediğim yemek.Halbuki annemler gayet sık yaparmış,bana hiç kısmet olmamış.Teyzeme hiç denemediğimi söyleyince ananemle gidip yine yol kenarlarından toplamış ve akşam yemeğine bana süpriz olarak yapmıştı.Canım teyzem benim.Bu da aslında ıspanak yemeği gibi pişiyormuş.Soğan,yağ kavrulur,salça taze soğan eklenir(annem isterseniz pazı da katabilirsiniz diyor).Diğer yandan ısırganlar yıkanıp doğrandıktan sonra kaynamış suda 10 Sn kadar bekletilip süzülüp kavrulmuş malzemeye eklenir üzerine 1 çay bardağı bulgur katılıp,üzerini biraz geçicek kadar su eklenip pişirilir.Suyuna taze ekmek banılıp,büyük bir aşk ve hayretle yenilir.El yakan Isırgan nasıl olur da ağız ve mide yakmaz;)

Bana ne zamandır denemek istediğim yemekleri deneme  fırsatı veren teyzeme,tadı hem damağımda hem kalbimde kalan bu son Karadeniz gezime,bakmaya doyamadığım fotoğraflara,canım aileme ne kadar şükretsem azdır.

Hepinize dopdolu bir hafta,Haziran diliyorum,aşk,sağlık,anı...Ne ile doldurmak isterseniz artık.Ne de olsa boşluk hoş değil;) 

29 May, 2015

FUF❤️❤️❤️Teşekkür Cuma'sı


İçimiz pır pır bugün,çünkü bir nevi bayram ve en güzel bayram içimizdeki bayram,mutlu olsun,güzel geçsin.Evden çıkmadan kahvemin soğumasını beklerken yazıyorum,muhtemelen trende bitiriyorum;).Alarmsız kalktım,ne büyük mutluluk o sesi duymamak!!! teşekkürler kuşlar,kazlar!!!


Babamın alıp da ben gelirken buraya gönderdiği eriklere(çok seviyorum çokkkk)


Bu çiçeğe,içim şakıyor sayesinde;)


Otobüste yanımda bulduğum çubuk krakere ve saçımdan aldığım anane yemenisine,o an çok mutsuzdum ve öyle iyi geldiler ki,yemeni mendil yerine kullanıldı:(


Gelinciğimin babasından hediye sırt çantama,artık tek çantalıyım,nasıl kullanışlı,evim cidden sırtımda,yormuyor beni artık!


Mutlu düşün,mutlu ol diyen hatırlatıcı istasyon yazılarına:)


Hafta içi yemek keyiflerine,ille de İtalyan belki de Hint:)


Kahvenin güzel sunumlarına,aklımda kalan fincanlara:)


Evime gelen çokkkk sevdiklerime:)


Beni aktif tutan bu merdivenlere:)


Bank üstü mini pikniklere,yanımda çok sevdiklerime,müteşekkirim:)

Iyiki varsınız,okuduğunuz için size hep müteşekkirim:)

27 May, 2015

Akcaabat-Ortamahalle



Günaydın,keyifli bir hafta ortası diliyorum.Karadeniz turumun sonuna geldik,bir mutfak tanrıçamın tarifleri kaldı.O da inşanlah yarına.Blog sayesinde fotoğraflara çok gidip gelip baktım,her seferinde kalbimin yine oralarda kaldığını,ne şanslı olduğumu düşündüm.Zenginlik cidden aileden geliyor,hem de maddi olarak değil!

Önce bir sabah kahvesi,ananemin Uzungöl'de pek sevdiği,nazlatmaya doyamadığı,benim almadan (kendisine) edemediğim mini bakırlar eşliğinde,çiçekler Peri'den tabii ki:)


Akçaabat'a köfte yemeğe gitme geleneğimiz vardı her ziyaretimizde,bu sefer biz tecrübeliler köfteyi teyzemin elinden yediğimizden,kuzenlerimin keşfi Ortamahalle'ye gidip gençlerle köftecide ayrılmaya karar verdik.


Sanırım hepimiz oraya biraz aşık olduk,hele okulu o kadar güzel ki,pencere önü güzelleri ile dolu.Kuzen okul bahçesinde top oynuyordu O'nu bulduğumuzda:) O an sanki filmlerden fırlamış gibiydi. 


Hoş bence burda bir dizi yaparlar kesin!


Avlulu evler....


Bu sokaklar,çeşme,köşedeki lise bana Emirgan'ı hatırlattı.Canım Emirgan!!!!



Şirin bir sokağa daldık ki kenarlarından sardunyalar fışkırıyor.Ben mest oldum,şaşırdım,nasıl böyle bir güzellik olur.En sevdiğim dışarı çiçeği,heryere yakışır! Plastiğe,paslanmış tenekeye,asortik saksılara.Ama sanki yol kenarında bir başka,ne çok sevdim ne çok!


Maşallah size❤️❤️❤️



Sardunya sokağın sonu( ben koydum adını) buraya çıkıyor,bu eve....


O sokakların süprizi bize bu gizli köşe işte:)


Yine avlulu bir evin önünde,mor salkımlardan dolayı fotoğraf çektirmek istiyoruz.Biri  husky diğeri kıvırcık beyaz bir cins! Nasıl kızgınlar bize,boşuna verilmemiş bu uyarı!

Teyzem meraktan avlu kapısını açan teyzeye selam veriyor,ne güzel burası,mahalleniz diyor(teyzem oraya çok aşık oldu cidden,dayımı da götürüp daha iyi,uzun vakit geçirmek istiyor) Kadıncağız da burası mı? Diye soruyor şaşkınlıkla!!!

Nasıl beğenilmez ki,tertemiz,sakin sokaklar! Ahh insanoğlu,başkasının bahçesinin yeşili hep daha yeşil değil mi?


Kahve molası Timurcuoğlu Konağı'nda.


Daha çok keşfedilmemiş sanki,yeni sayılır diyor kuzen.Genelde öğrenciler var,muhabbet içinde.Kocaman balkonlu bahçesi.


İçine bayıldık.



Insanın bu mahalleye yerleşesi geliyor.

Hepinize mutlu bir gün diliyorum.

24 May, 2015

Ayder ve Fırtına

Kalbimize,aklımıza yazılı yerler vardır ya,işte benim için onlardan birisi Rize,Ayder.Hatta Ayder yaylasından daha çok Fırtına ve Ayder'e gidiş.


1 saatlik araba yolculuğundan sonra,daha fazla yukarılara çıkmadan geleneksel kahve molamızı Fırtına'da verdik.


Girer girmez manzara ve karşılayan bayanlar bizi mest etti zaten,kahveden önce etrafa bakış ve bir dolu foto çekimi.


Burda rafting de yapılıyor,organizasyon için ne gerekliyse orda var ama yapanları görmedik o gün,zaten yukarı çıktıkça bir dolu rafting yeri var.


Kahve içerken 55 yaşındaki annem rafting yapmak istediğini söyledi,ben şoktan sonra büyük bir mutluluk yaşadım çünkü ben de yapmak istiyorum,kendime harika bir suç ortağı bulmuşum,daha ne isterim.O gün anneme söz verdim ya oraya geri dönücez ya da seneye tatilimizi rafting yapabileceğimiz bir yerde seçicez,bu duyguyu onunla yaşamak,O'nun bu hayalini gerçekleştirmek artık boynumun borcu,hem anneme hem bana ödül :)


Bu insancanlısı koca yürekli sakin köpekte kalbim kaldı.Hoşsohpet abla adının Fırtına olduğunu söyledi.Çok sevdim ben Fırtına'yı.



Belki bir gün bu köşeye geri dönerim;)


Ayder'e çıkarken manzara ömre bedel.Bu taş köprüleri yakınen görmek hayallerimden birisiydi,çok şükür gerçek oldu.





Yukarılara doğru çıktıkça dayım küçük şelalerden birini göstermek için durdurdu bizi,her zamanki gibi fotoğraf molası verdik ki,bu teyze ile karşılaştık.Yanımıza geldi,gideceğimiz yere kadar bırakabilirmiyiz diye sordu.Önümüzde inekleri yolu kaplamış,darmadağınık bir şekilde yolun hakimleri olarak yavaş yavaş yürüyorlardı:)




Ayder'e girmeden para ödediğimiz yerde bıraktık teyzeyi,teyzem adını sor dedi,Emine Yazıcı imiş,nüfusa kayıtlı.Dayımın arabasında geldi oraya kadar,nasıl şeker.Oğlunu bekleyip,ordan gidecekmiş eve.




Ayder.Gördüm ama hakkını veremedim sanki.Daha çok zamanım olsa,o siste,ağaçlar içinde uzun çok uzun yürüyüşler yapabilseydim keşke.

Defne'ye burayı büyüdüğünde anlatmak için can atıyorum açıkcası,küçük çaplı bir wc kazası yaşadı alışık olmadığı alaturka tuvalette.Canım benim,nasıl üzüldü,hadi sana kara lastik alalım dedik,denedi hiç beğenmedi.Sonrası anane yanı,arabada değişme ve Rize Merkez'de ilk gördüğümüz ayakkabıcı:) Gözünün içine bakan ananenin varlığına binbir şükran.


Ayder'den yol için aldığımız portakallı çörek ve mısır unu helvası.Ne kibardı bunları satan çocuk,1 liranın hesabını etmeyen,bozuk yok diyince hiç önemli değil abla diyen.Arabadan aldım 1lirayı,ona binlercesi dönsün diye verdim,hak geçmesin,1 lirayı bulamadığımız günlerden korusun bizi Sevdiğimiz.

Sevdiğimiz yollar hep açık olsun dilerim,gerçekleşmeyen hayalimiz kalmasın.Mutlu geçsin bu hafta.