Londra-Istanbul arasinda kalmis aklimdan,kalbimden,ruhumdan,midemden gecenlerdir okuyup da sahit olduklariniz...Hosgeldiniz...

20 February, 2015

Fank U Friday ❤️ teşekkür Cuma'sı


Şubat'ın ilk FUF'u.Hiç içimden gelmedi yazmak,nice acılar yaşanırken.Yaz,paylaş diyenler oldu,ondan gaza geldim sayılır.Bu yazıların sizi sıkmasından da korkuyorum bir yandan,ne o hep aynı şeylere müteşekkir bu kız demenizden.

Başta kendim için,Hatırlamak için başlasın o zaman bir FUF daha...


Evet,hayranım,herşeyine.Bu kitapla daha da hayran.Gözüme gönlüme kattıklarına,kaç yıl bekleyip de en sonunda okuduğum kitaba,


Bu tatlıya....Tam benlik,yoğun,sade çikolata,içinde biraz da şampanya...


Kaçma hayalleri eşliğinde,içilen sabah kahvelerine,yapılan Pazar keyiflerine...


Kısa geçmiş son iki haftaya,az iş,daha çok kıllı bebeler ile yayılma:)


Rendelenmiş havucun,humus ile uyumuna...



Ayyy çok şükür zoraki açıp da tadına baktığım çikolata şarabına.Kaç yıl oldu bekleyeli.Sevmedim,ortadan kalktığı,için müteşekkirim.


Bağımsız Kahveciler,Kafeler.Kırmızı ruju ile servis yapanlar.Gittiğimde içime yayılan duygular,hayaller için müteşekkirim.


Whitstable'daki,köpek canlısı dükkanlar için..


Pencere önü güzellerim için,saksılarım teyzoşumdan❤️❤️❤️


Aydınlık,içimi hep açan şu kare için...


Pazarımsı hafta içi,tembellik saatleri için.


İşten gelince yapılan kahveler,hiç bitmesin istediğim Cuma Akşamı saatleri için,müteşekkirim...

İşten gelince,kocaman açılmış nergislerim takıldı gözüme,dünkü halleri üst fotoda,tomurcuk tomurcuk.Hayat bir nergisin kocaman açması,Türk kahvesi içimi kadar kısa,kıymetini bilmek gerek.

Keyifli haftasonları olsun.

19 February, 2015

Okyanusa karşı mini kulübeler...



Bu memlekete gelip de,okyanus kıyısına doğru giderseniz,sanırım bir çok insan gibi bu kulübelerin,barakaların şirinliğine hayran kalabilirsiniz.


Hatta belki,keşke bir adet benim de olsa diye hayaller kurabilirsiniz.Hani şehirden kaçıp,sığınacağınız minicik bir yer.


Bir kaç saatliğine,günü birlik kısa molalık yerler bunlar,duş,tuvalet yok.Bunları düşününce,ne kadar şirin olsalar da,kullanışlı gelmiyor bana ve hayalden vazgeçiyorum.

Böyle gayet iyi,arada önlerinden geçip fotoğraflarını çekmek.








Şüphesiz ki,Whitstable'da gördüklerim,en renkli,en yaratıcı,en şirin,en cici,en şeker kulübelerdi.Hepsine bayıldım,fotolara yeniden bakarken,acaba hayalden vazgeçmesem mi diyorum ama,bunu alacağıma karavan alır,çekerim okyanus kenarına daha makbule geçer:) En azından gezer gezer,dururuz.


Kimisi,arkadaşlarını toplamış,şarap keyfi yapıyordu balkonunda.Aklım kaldı:)


Fred ve ben seçtik bir tane,kurulduk merdivenlerine.

Sizinki hangisi olsun?

18 February, 2015

Londra'da görülesi


Bunca yıldır bu şehirde yaşayıp da görmediğim,çok meşhur olduğu halde bilmediğim yerler varmış,benim için sadece isimden ibaretmiş ki,ilk ziyarette sıkça gitsem bıkmam dediğim yerler arasına girmişler.Gelince eksik kalmayın diye yazıyorum,boynumun borcu bir blogcu olarak değil mi?


Hatchard's.1797'de kurulan,Londra'nın hatta Web sayfasında dediği üzere Büyük Britanya'nın en eski kitapçısı.Piccadily Caddesi'nde 187 numarada yeri.Bunca yıllık kitapçı olunca,nice ünlü yazar tarafından ziyaret edilmiş ki fotoğraflarını duvarlarda görmek mümkün.

Pencere önündeki yeşil koltuğa oturup,bir dolu kitabı inceleyebilirsiniz.


Fortnum and Mason.Yine Piccadily Caddesi üzerinde,181 numarada, 1707'den beri işleyen bir alış-veriş merkezi.Eski Patronum sağolsun,sayesinde haberim oldu kendisinden,yıllar oldu ancak gidebildim ki,açıkcası girdiğimde şaşakaldım,nedense daha küçük,daha çok mutfak-yemek eşyası,yemelik,içmelik şeyler satıldığını hayal ediyordum.Herşey varmış,en özelinden.Kafesi,restoranı.5 Çayı için yer ayırtabilirsiniz.


Bence en güzel yeri giriş katı ki çaylar,kahveler,pastane,tenekede bisküviler,hepsi şahane.


Merdivenler,sanat eserleri ile dolu,lütfen yürüyerek çıkın:) Tuvalet missss,sabunu harika kokuyor ki,kokusu uzun süre elimden çıkmadı;) 


Bu fincanlara aşık oldum ama alsanız kullanmaya kıyamam :) yanlış hatırlamıyorsam,tanesi£42. 

Hediyelik için bence çok zevkli bir yer.Bir de sepetler hazırlıyorlar ki,mest eder insanı.

Kalbiniz güzelliklerle dolsun,herşeye rağmen.

12 February, 2015

Afternoon tea at Cafe Royal



Londra'ya geldiğinizde,Regent Street'de,Oxford Circus'a doğru giderken sağda kalan bir kafe-pastane takılır gözünüze.Vitrin,yılın özel zamanlarına göre en şık şekilde hazırlanır.

Yan tarafı,Hotel Cafe Royal'dir.

Bu kafe pastaneye girip,tuvalete gitmek isterseniz,daha arkadan,başka bir salona çıkarsınız,çok şık bir lobidir orası,sağdan otele,çay saatinin yapılacağı meşhur odaya bağlanan.

(Bu arada sırf o lobiyi görmek için,tuvalete gidin)

Eğer ki,salaş ve şık,geçerken uğrayayım,kısa bir keyif yapayım,zincir kafeler beni baydı diyorsanız burası oturmalık,nezih yer,tatlılar da harika,fiyat karşılanabilir cinsten çok sık olmadıkça.Bir kaç hafta önce Gül Abla ile oturduğumuz Cafe burasıydı.


Ama Londra'ya gidicem,ille de çay saatini özel bir şekilde geçirip tecrübe edineyim derseniz,rezervasyon yaptırırsınız bu otele,asıl kapıdan girer şapkalı görevliler ile karşılanırsınız,önünüze orkideler çıkar,kocaman arajmanlar,mest eder sizi,annenizi anarsınız.

Salona alınmadan,ceketiniz alınır,içeri girişte,şık,uzun boylu,beyaz gömlekli sarışın garsonlar tarafından masanız gösterilir.Saat 12-14 arası,sanırsınız salon sadece size ve ablanıza ait,kısa süreliğine.


Sabah evden çıkarken pembe şapkanızı takıp,sahte gri kürkünüzü giyip,zorlanarak topuklularınızı onurlandırıp,dudaklarınızı en sevdiğiniz rujla itina ile boyayıp hazırlanırken zaten yanlış bir dönemde,zamanda yaşadığınıza söylenirken,bu odaya girince bu duygu daha bir yoğunluk yaratır içinizde.Belki de bugünlerde okuduğunuz Chanel'in hayatının yoğun etkisidir üzerinizde.


Önceden "ızgara odası" diye anılan bu oda,16.Luis Dönemi'ne uygun şekilde yeniden dekore edilmiş.Oscar Wilde bu odada aşık olmuş,Lord Alfred Douglas'a.


Loş,fotoğraflar pek fena.


Ilk demlik çayımız golden caryatid,ikincisi en sevdiğim Earl Grey.

Domuz eti yemediğimizi önceden belirtmiştik.Gayet geleneksel,tipik İngiliz sandviçleri sunuldu,somon füme& krem peynir,krem peynir&salatalık,karides kokteyli gibi...




Tatlı ve scone seçenekleri.




Tuvalete giderken,orda bulunmuş ünlülerin fotoğrafları.Tuvaletlerde beyaz havlu var.



Ve nerde görsem aklıma annemi getiren orkideler.

Sırf ambiyans için gitmeye değer,her ne kadar sandviç ekmekleri biraz dışarda kaldığından kurumuş olsa da.Belki de biz yavaş yediğimizden,kurudular;)

Ablama,muhteşem,unutulmaz geçen iki saat için müteşekkirim.Bir kere burda çaya gelmek isterim dedim,hayalimi gerçekleştirdi.Allah karşımıza,hayallerimize bizim kadar sahip çıkan dostlar çıkarsın.

Iki saat boyunca,kâh konuştuk ,kâh sessiz kaldık,elimizde şampanyamız hayallere daldık,dinlendik.

Sevdiklerinizle,nice güzel günlere diyorum❤️❤️❤️

08 February, 2015

Pancar humusu


Sizin buzdolabiniz nasildir?Bizimkinin ici maas donemine gore degisir,kimi zaman icinde in cin top oynar,kimi zaman birseyi koymaya yer bulunmaz ama cok sukur hic ac kalinmaz,daha zor gunler goruldugu icin gecmiste,bunlar kale alinmaz.

Disi ise her daim dopdoludur.O yuzden ayakli albumum diyisim,sevdiklerimden anilarla,kartlarla,magnetlerle dolu,hem ustu,hem alti hayat dolu,nese,denemek istedigim kimi tarif ile dolu.

Diger  duvardaki kombi de hayal kosesi,gitmek istedigim yerlerin,gazetelerden kopardigim kupurleri ile kapli.Umarim o kucuk kacamaklari gerceklestirip.onlari yerinden alip yenilerini koyacagim yerlerine.Hayal etmek guzel sey.


Iste kimbilir ne zaman ES'in dergisinden kopardigim parca.Pancar icerdigi ve sandvic oldugu icin almisim,yap demisim kendime.Iyiki demisim.Bugun mutfaktaki isigi gorunce,o gun,bugundur dedim.Zaten nohutumu ve pancarimi haftaici haslamistim,daha uzun bekletmemeliydim,iki dakkalik ise koyuldum.


Humus'u severler,kacirmasin demeliyim.Malzemeler ilk fotografta gordugunuz kadar zaten.

Rachel Khoo,bu humusu sandvice surmek icin hazirlamis.Sandvic ici ise beyaz sarap sirkesinde,havuc ile marine edilmis beyaz peynir.Ben acik sandvic yapip.sade beyaz peynir kullanmayi tercih ettim.Boylesi daha az kalorili sanki diye dusundum.


Koca bir kase salatanin yanina alabilecegim,kraker ustune surup atistirabilecegim,benim icin sahane bir lezzet oldu bu.Pancar ve nohutu degerlendirmek icin harika bir firsat.Bu sekilde ilk defa taze pancar kullanmis,haslamis oldum.Genelde hazir aliyorum ya da tursu olarak tuketiyorum.Tadina da,rengine de hayranim.Ayse Abla'min kulaklari cinlasin,ne guzel de yapar tursusunu.


Pancar humusu icin malzemeler:


  • 2 orta boy pancar
  • 400 g'lik konserve nohut ya da haslanmis 200 g nohut
  • 1 limonun suyu
  • 3 ymk kasigi tahin
  • 2 ymk kasigi zeytinyagi
Tursulanmis beyaz peynir ve havuclu ic karisimi icin malzemeler:

  • 100 ml beyaz sarap sirkesi
  • 50 g seker
  • 1/2 tatli kasigi tuz
  • 200 g kup kup dogranmis beyaz peynir
  • 2 orta boy ince yuvarlak olarak kesilmis havuc
  • 1 tatli kasigi karabiber tanesi
Servis etmek icin,salata ve ekmek

Yapilisi:

Pancarlari fircalayarak iyice yikadiktan sonra yumusayana kadar 45 dk kaynatin.Kabuklarini,pistikten sonra soyun.

Eger icini bu tarifteki gibi yapmak isterseniz,pancariniz kaynarken,150 ml su,sirke,seker,tuz ve karabiber tanelerini kaynatin,seker cozulene kadar.Bir kaseye bosaltip,oda sicakligina kadar gelinceye kadar bekletin ve buzdolabinda dinlenmeye alin.Soguyunca beyaz peynir ve havuclari icine katin.Tekrar servis edene kadar buz dolabinda bekletin.



Pancarlar pistikten sonra izgarada,biraz kararana kadar cevirin.(Sanirim bu izgara kokusunu,tadini verebilmek icin,ben kesip de sicak tavamda yaptim ama bence pek de gerek yoktu,bosuna bulasik cikardim:))

Nohut,tahin,limon suyu,zeytinyagi ile pancarlari blenderdan gecirin.Humusunuz hazir.

Benim blenderimdam biraz irice cikti,daha fazla yag belki de su katarak daha puruzsuz bir karisim elde edebildirdim  ama irice kalmasini tercih ettim.Sanki boyle daha doyurucu oldu.

Tercih ettiginiz ekmege surerek,sandvicinizi hazirlayin.Afiyet olsun.


Gun sofralarinizda,ne guzel renk ve degisiklik olur degil mi? Kanape ustu?


Ben geri kalanini,onumuzdeki iki gun,ekmek yerine kraker ustunde yiyecegim,isten gec geliyorum,yemek yeme zahmetine katlanmama gerek kalmaz:) Evet,o saatte gelince,yemek yemek bile zahmet oluyor bazen acikcasi,ayak ustu atistirip yataga girmek istiyorum:)


Hepinize sevdiginiz sandvic karisiminda,uyumunda bir hafta diliyorum.Bugun yine anladim ki,ben pazarlari cok seviyorum.Yuruyusler disinda evden cikmak istemiyorum.

Bu arada bu haftasonunun filmleri,Selma ve The Grand Budapest Hotel.Ikisini de tavsiye ederim.

Mutlu adimlarla dolu,mutlu gecsin gunler.